Embed

Ondört Asır Evvel Yine Böyle Bir Geceydi...

 

 

 

Ondört Asır Evvel Yine Böyle Bir Geceydi...

On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,

Kumdan ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!

Lâkin, o ne husrandı ki; hissetmedi gözler,

Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi;

 

Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;

Bir kerre de mâmûre-i dünya, o zamanlar,

Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;

 

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zeminin,

Salgındı, bütün şark’ı yıkan tefrika derdi.

Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,

 

Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

Bir nefhada insanlığı kurtardı o mâsum,

Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!

Aczin ki ezilmekti bütün hakkı, verildi;

Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!

 

Âlemlere rahmetti evet şer’-i mübîni,

Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.

Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;

Medyun ona cemiyeti, medyun ona ferdi.

Medyundur o Mâsuma bütün bir beşeriyyet...

Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

 

 

(Mehmet Âkif Ersoy, Safâhat, İstanbul 1975, S. 499)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği paylaşın!